26.03.2025

İlçe Müftümüz Dr. İbrahim Halil ŞİMŞEK’ten Kadir Gecesi Mesajı:

İlçe Müftümüz Dr. İbrahim Halil ŞİMŞEK’ten Kadir Gecesi Mesajı:

 

Hamd, bizleri yoktan var eden, imanla bu mübarek aya ve kıymetli günlere /gecelere ulaştıran rabbimizedir. Salât ve selâm kendisinde her konuda bizim için örneklik bulunan, yüce bir ahlak üzere gönderilen ve ümmetine pek düşkün olan Hz. Muhammed Mustafa’ya (s.a.v.) olsun!

İmanın Şerefiyle Şereflenen Aziz Kardeşlerim!

 

"Ramazan-ı şerifin son günlerindeyiz.

Bayramın esenliğine ulaşmaya sayılı günler kaldı. Bu günler, cehennem azabından kurtuluş günleridir. Bu günler, dünyevi meşgalelerden sıyrılıp bütün vaktimizi ibadet ve taate ayırdığımız itikâf günleridir. Bu günler, ihtiyaç sahiplerini bayram sevincine ortak eden sadaka-i fıtır günleridir. Bu günler, Rabbimizin bin aydan daha hayırlı kıldığı Kadir gecesini içinde barındıran fırsat günleridir. Bu gece, Kadir gecesini idrak edebiliriz inşallah. Kadir gecesi; Cenâb-ı Hakk'ın "Oku!" emriyle başlayan ilahi fermanının insanlıkla buluştuğu vuslat gecesidir. Cehaletin karanlığıyla daralan gönüllerin İslam'ın nuruyla aydınlandığı rahmet gecesidir. Mağfiret kapılarının ardına kadar açılıp günahların affedildiği arınma gecesidir. Yüce Rabbimiz, Kadir suresinde bu gecenin kıymetini bizlere şöyle haber vermektedir: "Biz Kur'an'ı, Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. O gecede melekler ve Ruh, Rablerinin izniyle her türlü iş için yeryüzüne iner de iner. Bütünüyle esenliktir o gece, tâ şafak atıncaya kadar.

 

Ramazan'ı on bir ayın sultanı, Kadir gecesini bir ömre bedel kılan, Kur'an-ı Kerim'dir. O Kur'an ki; Rabbimizin kullarına en büyük nimeti ve rahmetidir. Sözlerin en doğrusu ve en güzelidir. Müminlere şifadır, hakkın ve hakikatin kaynağıdır. O Kur'an ki; ilim ve irfanı, edep ve hayâyı, helal ve haramı, adalet ve merhameti öğreten bir hidayet rehberidir. Ruhlara huzur veren, yeryüzünü yaşanılır kılan Rabbânî bir nurdur. İnsana, kendini, Rabbini, kâinatı ve varoluşun gayesini hatırlatan son ilahi mesajdır.

Bu ilahi mesaj doğrultusunda başta Gazze'de vahşete maruz kalanlar olmak üzere yeryüzündeki her mazlum kardeşimize karşı sorumlu olduğumuz ve maddi-manevi olarak onlara elimizden geldiğince onları yardım etmemiz gerektiğini herdaim zihnimizde zinde tutalım. Ülkemiz ile Müslüman coğrafyanın selameti için olumlu Nebevi fiili ve kavli duada bulunma gayretini göstermede geri durmayalım.

 

 

 

çabası ve seferberliğinde herdaim gayret göstermeliyiz.

Kadir gecesi hakkında, Allah Resûlü (s.a.s) bir hadis-i şerifte şöyle buyuruyor: "İnanarak ve sevabını Allah'tan umarak Kadir gecesini ihya edenin geçmiş günahları affedilir." [Buhârî, Savm, 6] Öyleyse gelin Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)'in Hz. Âişe annemize öğrettiği:

اللهمَّ إنك عفوٌّ تُحبُّ العفوَ فاعفُ عنِّي

"Allahım! Sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affet."[Tirmizi,35133] duasıyla en içten dualarla Rabbimizin engin rahmetine sığınağım. Samimi, nasuh bir tövbe ve muhasebei nefisle bu geceyi kendimize milat kılalım.

Gelin hep beraber Kadir gecesi olması muhtemel olan bu geceyi hayatımıza bir milat olması için bir samimi nefis muhasebesi yapalım. Bu muhasebenin en önemli sorusu olan şu soru ile başlayalım: “Bu geceyi bin aydan hayırlı kılan şey ne?”

 

Normalde bu gecenin, bir zaman dilimi olarak diğerlerinden bir farkı yok. Önceki gece ne ise, sonraki gece ne olacaksa bu gece de öyle. Peki öyleyse bu gece niçin “bir ömre bedel”?

 

Bu gece aslında bir zarftır. Zarfa kıymet veren şey zarfın içindekidir. Zarfa kıymet verip de içindekine kıymet vermemek akıl kârı değildir.

 

Rabbimiz “Kadir” sûresinin ilk âyetinde bu gecenin kıymetinin nereden geldiğini şu şekilde ortaya koyuyor: “Biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik” (Kadir, 1)

 

Öyleyse her bir müminin kendisine bu gece vesilesiyle sorması kaçınılmaz olan soru şu:

 

İndiği geceyi bir ömürden kıymetli hale getiren Kur’an, benim aklıma, kalbime, ruhuma, organlarıma indi mi?

 

Kur’an’ın akla inmesi demek insanın düşünme tarzını Kur’an’a göre ayarlaması demektir. Benim tefekkürümde Kur’an’ın yeri nedir? Aklımı ve fikrimi Kur’an’da Rabbimin anlattıkları ne kadar meşgul ediyor? Kur’an’ın defalarca tekrarladığı “bunda, akıl sahipleri için ibretler vardır” dediği konuları ne kadar düşünüyorum? Kur’an’ın verdiği örnekler, yaptığı benzetmeler ne kadar aklımda? Yoksa aklımı-fikrimi basit uğraşlar, gündelik telaşlar mı kaplamış? Bugün ne yesem, ne giysem, altın yükseldi mi, döviz düştü mü konularının aklımı meşgul ettiği kadar Kur'an beni meşgul etmiyor mu yoksa?

 

Kur’an’ın kalbe inmesi demek insanın duygularını Kur’an’a göre ayarlaması demektir. İnsanın sevgi ve nefreti, sevinç ve hüznü, hoşnutluk ve kızgınlığı, şaşkınlık ve hayranlığı hep Kur’an’a göre ayarlanırsa Kur’an kişinin kalbine inmiş demektir. Rabbimiz, kendisinin âyetleri okunduğunda hakiki anlamda iman edenlerin kalplerinin Allah’a olan saygı ve korku hissiyle titreyeceğinden söz ediyor. Benim kalbim hiç titredi mi? Kur’an’ın âyetleri okunduğunda tüylerim diken diken oluyor mu? Allah’ın azametiyle ilgili âyetler okuduğumda kalbim heybet hissiyle doluyor mu? Cennet âyetleri okuyunca şevk ve iştiyakim, cehenneme ilişkin âyetler okunduğunda korkum ve telaşım artıyor mu? Yoksa benim kalp dünyamı nefsânî ve dünyevî sevgiler ve nefretler mi kaplamış? Cismânî sevdalara tutulmuşum da Rabbimin sevgisini ikinci, üçüncü plana mı atmışım? "Allah için sevmek ve Allah için nefret etmek" benim hayatımda neye tekabül ediyor? Ben, sevdiklerimi ne için seviyor, kızdıklarıma ne için kızıyorum?

 

Kur’an’ın ruha inmesi demek insan ruhunun ubudiyyet (kulluk) ve tevhid şuuruyla dolması, yegâne Rab, İlah, Mabud olarak Allah Teâlâ’yı görmesi demektir. Fıtratın derinliklerinde Rabbinin iz ve işaretlerini bulması, “ben sizin Rabbiniz değil miyim?” sözünü ruhunun derinliklerinde hissederek cân ü gönülden “evet sen bizim Rabbimizsin” diye cevap vermesidir.

 

Kur’an’ın organlarımıza inmesi demek, her bir organa Kur’an tarafından yüklenen vazifenin yerine getirilmesi demektir. Kur’an gözümüzle neye bakmamızı, neyi görmemizi istiyorsa ona bakıp onu görmek, gözümüzü nelere kapatmamızı istiyorsa ona karşı kapatmaktır Kur’an’ın göze inmesi. Kur’an kulağımızla neyi dinlememizi istiyor, nelere kulak tıkamamızı istiyorsa kulağı öylece kullanmakla iner Kur’an kulağımıza. Kur’an dilimizle neyi söylememizi istiyor, nelerden uzak durmamızı istiyorsa dili bu yönde kullanmaktır Ku’an’ın dile inmesi. Böylece her bir organımıza ne emredilmiş ne yasaklanmışsa o organı öyle kullanmakla Kur’an’ı organlarımıza indirmiş oluruz.

 

Evet dostlar… Kadir gecesi Rabbimizin övdüğü bir gecedir. Ama bu övgünün sebebi, o gecede gerçekleşen olaydır. O gece, Rabbimiz son ilâhî kelamını en yüce elçisiyle buluşturdu. O gece, Abdullah’ın yetimi olan Muhammed, bir anda Allah’ın Resûlü, enbiyaların server oldu.

 

Bu Kitap, Hz. Muhammed’i “son elçi” kıldı.

 

Bu Kitap, ümmî ve şirke batmış toplumun kaderini değiştirerek onları “ashab-ı kiram” kıldı.

 

Bu Kitap, bir ümmetin kaderini değiştirerek onları üç kıtada asırlarca hâkim olan, yeryüzünün gördüğü en köklü medeniyetlerinden biri olan İslam medeniyetini kuran bir hale getirdi.

 

Şimdi ise…

 

Bu kitap sahipsiz. Bu kitap sadece dilimize okunmak üzere inmiş gibi. Akıllar onunla düşünmüyor, gönüller onunla coşmuyor, ruhlar onunla huzur ve tatmin bulmuyor, organlar onunla amel etmiyor.

 

Camide okunan kitap sokakta uygulamaya geçmiyor. Minber ve mihrapta seslendirilen kitap mahallede unutulup gidiyor.

 

Bu kitap şimdi dilde nağme, kulakta sadâ olarak yankılanıyor ama akılda düşünce, kalpte iman, organda amele dönüşmüyor.

 

Öyle ise…

 

Bu Kadir gecesi vesilesiyle gelin bu geceye kıymet veren Kitapla aramızdaki buzları eritelim, onunla yeniden buluşalım. Nefsimizi ve neslimizi bu Kitapla buluşturalım ki dünya yeniden bizim vasıtamızla adalet ve hakkaniyete dayalı bir medeniyete şahitlik etsin.

Unutulmayalım ki, idrak edeceğimiz bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesini kıymetli kılan unsur, insanlığa rehber olarak gönderilmiş olan Kur’an-ı Azîmüşşân’dır. Yüce Kitabımız hem dünya hem de ahiret saadetinin temini için tüm insanlığa gönderilmiştir. Ancak Kur’an-ı Kerîm’in ortaya koyduğu prensiplere sarıldığımızda felaha ermek mümkün olacaktır. Onun bildirdiği ilke ve değerlerden uzaklaşıldığında ise huzura erme imkânı yoktur.

 

Rabbimizin bizlere rahmet olarak gönderdiği Kur’an’dan istifade etmemizin en etkili yolu, Kur’an’ın en büyük tefsiri ve yaşanmış örneği olan sahih sünneti hayat tarzımızın belirleyici unsuru hâline getirerek hayatımız boyunca onu okumak, okuduğumuzu anlamak ve anladığımızı da hayatın her alanında yaşama azminde olmaktır. Kur’an hem gönüllerimize şifadır hem de sorunlarımızın çözümü için reçetedir.

 

Rabbimiz Kadir gecesine kadrini veren Kitapla hakkıyla haşır neşir olmayı, dilimizle okumayı, aklımızla anlamayı, kalbimizle hissetmeyi, organlarımızla amel etmeyi ve ettirmeyi cümlemize nasip eylesin.