Birçok insan, Ramazan’a veda ederken bunu bir “dosya kapatma” ya da zorlu bir yolculuğun sonu gibi görerek hata yapar; sanki üzerlerinden bir ağırlık kalkmış gibi rahatlarlar. Oysa Ramazan eğitimi dair gerçek hikmet şunu söyler:
Ramazan bir “varış noktası” değil, bir “yakıt istasyonudur.” İstasyonda durmak amaç değildir; asıl amaç, istasyonda yakıtımızı alıp sonrasında devam eden yolculuktur.
Malum, biz insanlar asıl yurdumuz olan alemi gaybtan/melekuttan alemi şehadete geldik. Asıl yurdumuzda eşrefi mahlukat olarak yaratılıp dünyaya/ müşahede alemine nice hikmet ve imtihanlar için indirildik.
Aslımıza, ruhumuzun geldiği meleküt alemine yol alırken irfan mektebi olan Ramazan ayı bizim için bir nevi yakıt istasyonu olup onda biraz durarak bitmek üzere olan veya azalan manevi yakıtımızı, enerjimizi, şarzımızı doldurup akabinde yolunumuzu daha iyi bir şekilde gitmek için bizlere büyük bir ikramı ilahidir.
Giderken esfali safiline düşmeden Ahseni takvime yürüyerek Allaha takarrubta/yakınlaşma da yol alıyoruz.
Ramazan’da, bedenin değil ruhun gıdasına yöneliriz. Topraktan gelen bedenî arzulara ara verip, ruhumuzu geldiği yüce âleme yükseltmeye gayret ederiz. Namaz, oruç, zekât, hac, zikir ve tüm ibadetlerle bu mânevî yolculuğa devam eder; hedef ise Yüce Allah’a yakınlık ve nihayetinde onun rızasıyla asıl yurdumuza/cennete kavuşmaktır.
Ramazan sonrası yol Haritamız:
1. “Akıllı Mümin” Gibi Vedalaşmak
Bazı insanlar, psikologların “başarı sonrası gevşeme” dediği duruma kapılır.
Oysa basiretli kişi, Ramazan’a sadece çokça ağlayarak değil, aynı zamanda samimi bir “muhasebe” ile veda eder.
Başkalarının Kur’an hatimleri ve gece ibadetlerindeki “göz kamaştıran sonları” seni felç etmemeli.
Bunun yerine, Ramazan’dan önceki “eski haline” bak: Senin sabrın arttı mı?
Dilin daha mı çok terbiye olundu?
Cevap “evet, biraz da olsa” ise, sınavı kazanmışsın demektir.
2. “Davranışsal Deri Dönüş” Tehlikesi
Bayramdan sonra karşılaştığımız en büyük engel ve yanlış, kaçırdığımız alışkanlıkları (uyku, yemek, eğlence) telafi etme isteğidir. Eğitim ve terbiye açısından, eski alışkanlıklarına hemen birden geri dönüş yapmak ruhsal kazanımları yıkar.
Çözüm önerisi:
Sen kendi nefsine “%1 kademeli gelişim” kuralını uygula.
Mesela, Şevval ayında kendinden her gece tam bir saatlik teheccüd isteme; onun yerine hiç aksatmayacağın (uykudan sonra üç rekatta olsa) bir vitir namazı ve ayda üç gün oruç iste, nefsine bunu kabul ettir.
Az da olsa sürekli olan, insanın “yeni kimliğini” inşa eder.
3. Kalabalık Sonrası “Gizli İbadet”
Ramazan’da bizi ibadete teşvik eden toplu bir atmosfer vardır. Asıl imtihan, bu ortam dağıldığında başlar. İşte burada şu ayetin değeri ortaya çıkar:
“Şüphesiz Rabbin, onların kalplerinde gizlediklerini de bilir.”
Gerçek Ramazan vedası, bayramın ilk gününden itibaren başlayan “gizli bir amel” ile olur, öyle amel işlemeye başla; insanların görmediği ve duymadığı ibadetleri yapmaya çalış…
Bu, kalbini Rabbine bağlayan gizli bir bağ olur; insanların ve farklı çevrelerin gürültüsünden uzak bir huzurla yap...
4. “Mükemmellik” Değil, “Kabul” Anlayışı
Veda ederken hissedilen eksiklik duygusu, kalbin sağlıklı olduğunun işaretidir. Ancak bu duygu umutsuzluğa dönüşmemelidir.
Allah senin “çabaladığını” bilir; kaç kez samimi bir niyetle hatadan uzak durmaya çalıştığını da bilir.
Ramazan’a veda ederken Allah hakkında hüsn-ü zan besle.
Attığın adımlar tökezlese bile “çabanın” kabul edildiğini umit et. Çünkü Ramazan’ın Rabbi, yılın geri kalanının da Rabbidir; ve O, ruhunun yükselme mücadelesini bilir.
5.Muhasebei Nefis
Yaratılış gayemiz Doğrultusunda bir hayat yaşıyor muyuz? Tedbir almalıyız. Yakın veya uzakta yeryüzünde olan zulüm ve haksızlıklardaki payımızı düşünerek huzuri ilahide cevap verebilecek amelleri ve sorumlulukları yapmamız inancımızın gereği olduğunu unutmamalıyız.
İslam dünyasında varılan zulme karşı görevimizi deruhte etmeliyiz. Vahşi İsrail ve avanelerine karşı görevimizi yapıp fitnelere karşı uyanık olmalıyız.
Bu yolda ehli olan zatlarla danışıp yapabileceklerimiz konusunda seferber olmalıyız.
Dolayısıyla, Biz Ramazan’a eski halimize dönmek için veda etmemeliyiz.
Aksine, kazanımlarımızı muhafaza ederek daha bilinçli, daha nazik, daha samimi niyetlere sahip bireyler olarak yola çıkmak için veda ediyoruz.
Bayram, sorumluluğun bittiğinin ilanı değil; oruç okulunda öğrendiklerimizi “hayata geçirme” aşamasının başlangıcıdır.
Rabbim, bu hikmetlerin hakikatını anlayıp nebevi Sünnet Doğrultusunda daha iyi yaşamaya /yapmaya bizleri muvaffak eylesin.
İman ve Salih Amelleri hayatımıza ilke edinip Ebedi ve Hakiki bayrama ulaşma niyazıyla Bayramınız mübarek olsun.
د. ابراهيم خليل شيمشك